47,9621$%0,24
56,0614€%-0,13
7.107,39%2,12
11.586,00%1,78
46.160,00%1,78
4.603,39%1,87
3711620฿%-0.1
02:00
Merhaba sevgili okurlar;
Her insanın bir başlangıç hikâyesi vardır.
Kimi emekle başlar, kimi mücadeleyle, kimi de bir gün önüne çıkan fırsatı değerlendirerek…
Ama unutulmaması gereken bir gerçek vardır:
Her hikâyenin bir sonu vardır.
Hele o hikâye, sürekli gündemde kalma çabası üzerine kurulmuşsa…
Bir gün bütün yollar tükenir.
Bir zamanlar peşinden koşulan şöhret azalır, söylenen sözlerin karşılığı kalmaz, çıkarılan tartışmalar eskisi kadar ilgi görmez.
İşte tam o noktada insan, başladığı yere dönmek ister.
Ama bazen dönülecek bir yer de kalmamıştır.
Çünkü insanın geçmişte attığı her adım, gelecekte karşısına çıkar.
Fenomen olmak kolaydır.
Biraz görünürlük, biraz cesaret, biraz da sürekli konuşulma isteği…
Sonra?
Her gün yeni bir tartışma.
Bir gün bir kurum hedefte…
Ertesi gün başka bir kişi…
Sonra arkadaşlar…
Sonra eski dostlar…
Sonra siyaset…
Sonra devlet…
Ve nihayetinde insanın kendi geçmişi!
Çünkü gündemde kalmak isteyen insan, bir süre sonra kendi gündemini kendi üretmek zorunda kalır.
Fakat burada çok ince bir çizgi vardır.
Eleştiri başka şeydir, iftira başka.
Hesap sormak başka şeydir, kendi hesabını vermekten kaçmak başka.
Devlet büyük bir yapıdır.
Devletin kurumları vardır, kanunları vardır, denetimi vardır.
Devletin parasına, malına, makamına ve imkânlarına göz diken kim olursa olsun, bunun hesabını vermek zorundadır.
“Ben fenomenim, bana bir şey olmaz” düşüncesiyle hareket etmek ise büyük bir yanılgıdır.
Çünkü devletin hafızası vardır.
Belgelerin hafızası vardır.
Kayıtların hafızası vardır.
Ve en önemlisi, toplumun hafızası vardır.
Bir insanın kamu kaynaklarıyla ilgili usulsüzlük yaptığı iddiası varsa bunun yeri sosyal medya şovları değil, delil ve hukuk zeminidir.
Suç varsa hukuk gereğini yapar.
Yoksa da insanların itibarıyla oynanmamalıdır.
Daha acısı ise başka…
İnsan bazen dışarıda düşman ararken, yanında yürüyen insanları unutur.
Birlikte yol yürüdüğü arkadaşını…
Kendisini destekleyen insanı…
En zor gününde yanında duran kişiyi…
İşte insanın gerçek karakteri de burada ortaya çıkar.
Yanında yürüyen insanın cebindeki paraya göz diken bir zihniyet, topluma ne kadar güven verebilir?
Bu yalnızca para meselesi değildir.
Bu, karakter meselesidir.
Güven meselesidir.
Vicdan meselesidir.
Çünkü arkadaşlık, dostluk ve yol arkadaşlığı menfaat bittiğinde bitiyorsa zaten ortada gerçek bir dostluk yoktur.
Bir başka alışkanlık daha vardır.
İşler yolundayken herkes dosttur.
Fakat işler ters gitmeye başladığında suçlanacak birileri mutlaka bulunur.
“Ben değilim…”
“O yaptı…”
“Beni kandırdı…”
“Arkadaşımın yüzünden oldu…”
“Bana yanlış bilgi verdiler…”
Liste uzar gider.
Ama insanın kendisine sorması gereken soru çok basittir:
“Ben nerede hata yaptım?”
İnsan bunu soramıyorsa, her zaman başkasını suçlamaya devam eder.
Ve sonunda çevresinde kimse kalmaz.
Çünkü insanlar bir noktadan sonra şunu anlar:
Bugün yanında arkadaşını suçlayan, yarın seni de suçlayabilir.
Bütün bunların dışında bir gerçek daha var.
Vatandaş artık eskisi gibi değil.
Sosyal medyada yazılan her şeye inanmıyor.
Her bağırana hak vermiyor.
Her iddianın peşinden gitmiyor.
İnsanları izliyor.
Dinliyor.
Karşılaştırıyor.
Ve kendi kararını veriyor.
Belki yüzüne bir şey söylemiyor.
Belki tartışmaya girmiyor.
Belki selamını bile eksik etmiyor.
Ama notunu veriyor.
Kimin samimi olduğunu…
Kimin çıkar peşinde olduğunu…
Kimin gerçekten mücadele ettiğini…
Kimin sadece kendisini gündemde tutmaya çalıştığını…
Vatandaş görüyor.
Ve herkesin toplumdaki gerçek değerini, zaman içerisinde kendi davranışları belirliyor.
Bugün hâlâ bütün tuşlara basabilirsiniz.
Bir kuruma laf söyleyebilirsiniz.
Bir siyasetçiyi hedef alabilirsiniz.
Eski arkadaşınızı suçlayabilirsiniz.
Yeni bir tartışma çıkarabilirsiniz.
Kendinize yeni bir gündem yaratabilirsiniz.
Ama unutmayın:
Gündem olmak, değerli olmak değildir.
Çok konuşulmak, çok sevilmek değildir.
Çok görünmek, çok güvenilmek değildir.
Bir insanın gerçek itibarı; insanlar sustuğunda bile arkasından ne söylendiğiyle ölçülür.
Ve bazı hikâyelerin sonuna gelindiğinde artık yeni bir hikâye yazmak mümkün olmaz.
Çünkü vatandaş görmüştür.
Devlet görmüştür.
Arkadaşlar görmüştür.
Çevre görmüştür.
Ve en önemlisi, insanın kendi geçmişi kendisine ayna tutmaya başlamıştır.
O yüzden…
Seninle başladı, seninle bitsin.
Çünkü her fenomenin bir sonu vardır.
Her şovun bir perdesi kapanır.
Her gündemin bir ömrü vardır.
Ve insan eninde sonunda, bütün gürültü bittikten sonra kendi karakteriyle baş başa kalır.
İşte o an, artık suçlayacak kimse kalmaz.
Ne devlet…
Ne kurum…
Ne siyaset…
Ne arkadaş…
Sadece sen ve yaptıkların kalır.
Ve bazı sonlar vardır ki insan onları başkasına yükleyemez.
Kendi elleriyle yazdığı hikâyenin sonunu, yine kendisi okumak zorunda kalır.
Tüm İnternet Gazeteciliği ve Gazeteciler Derneği
Genel Başkan Yardımcısı
Genel Sekreter
Tingader Türiye Dergisi
Yazı İşleri Müdürü
Aktürk Haber
Genel Yayın Yönetmeni
İstanbul Gündem
Genel Yayın Yönetmeni
Göz Tv İmtiyaz Sahibi
Lafçok Medya Genel Kurul Başkanı
Hasan BUDAK.
Saygılarımla…
HÜRMÜZ KAPALI, PETROL SAVAŞI AÇIK
TELİF HAKKI!