44,7700$% 0.04
52,8605€% 0.05
6.935,50%0,63
11.277,00%0,64
45.003,00%0,49
4.817,24%0,56
3328292฿%0.47586
02:00
24 Ocak 2026 Cumartesi
Petrolün Yeni Jeopolitiği: Savaş, Hürmüz ve Türkiye’nin Kırılgan Direnci ( Prof. Dr. Ayhan Erdem Yazdı )
Saç Dökülmesi -Prof.Dr. Burhan ENGİN yazdı
Hasan BUDAK - Gazetecilik ve Medya Basın Mensubu Olmak
Amanostan Süzülen Anka Kuşu ( İbrahim ÇURKA) İslahiye İçin Yazdı.
İlişkiler Yönetilmezse, Hiçbir Başarı Sürdürülemez. ( Leyla ÖZTÜRK ) Yazdı.
Aziz Milletimiz - Metin Külünk Yazdı
Bir insanın başında ortalama 100.000-150.000 arasında saç kökü vardır. Günde 80-100 saç
dökülmesi normal kabul edilir. Dökülen her bir saç teli 6-10 haftada yenilenir. Hastalık
sayılabilecek saç dökülmeleri saç köklerinin istenmeyen ve kontrol edilemeyen değişikliklerine
bağlı oluşur. Tüm saç köklerinin bir yaşam döngüsü vardır. Büyüme dönemi 2-6 yıl, gerileme
dönemi 2-4 hafta ve dinlenme dönemi 2-4 ay devam eder.
SAÇ DÖKÜLMESİ ÇEŞİTLERİ
Androgenetik Alopesi (Erkek Tipi Saç Dökülmesi)
Genetik yatkınlık önemli rol oynamaktadır. Erkeklerde kayıp ilk olarak şakak ve alın bölgesinden
başlar, daha sonra tepe bölgesinde açılma olur. Saç dökülmesi yaş ilerledikçe artar.
Erkek tipi saç dökülmesinde dökülen saçları geri getirebilecek bir tedavi henüz mümkün
olmamakla birlikte, dökülmeyi durdurmaya ve mevcut incelmiş saçları kalınlaştırmaya yönelik
ilaçlar uygulanmaktadır.
Alopesi Areata
Bilinmeyen bir uyarana bağlı olarak bağışıklık sisteminde görev alan hücreler saçları ve diğer
kılları reddederler. Yani bağışıklık sisteminin hatasıyla oluşan bir hastalıktır. Bunun sonucunda
saç dökülme alanları gelişir. Tedavi zor ve zaman alıcı olabilir.
Sikatrisyel Alopesi
Sikatrisyel alopesi saçlı derinin bir hastalığıdır. Saç kökleri ve bunları besleyen damarlar mevcut
bir deri hastalığı sonucu tahrip olurlar. Kalıcı bir dökülmedir. Erken dönemde saptanırsa saç
hasarı büyümeden hastalık durdurulabilir.
Semptomatik Alopesi
Semptomatik alopesi farklı nedenler ile ortaya çıkabilen ve hemen her yaşta görülebilen bir saç
dökülmesidir. Nedenleri: Demir eksikliği, protein eksikliği, çinko eksikliği, folik asit eksikliği, B12
vitamin eksikliği, tiroid hastalıkları, doğum sonrasındaki hormonal değişiklikler, ilaçlar, ciddi
infeksiyonlar ve psikolojik stres.
SAÇ MUAYENESİ
Saç muayenesinde saç kaybının yaygın olup olmadığı değerlendirilmelidir. Farklı bölgelerde
saçların ayrılması ve ayrımların genişliklerinin karşılaştırılması yardımcı olabilir. Aktif bir saç kaybı
varlığını kanıtlamanın en basit yolu saç çekme testidir. Saçın çekilmesi ile elde edilen saçların
uçları mikroskopik olarak incelenmelidir.
BESLENMENİN SAÇLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Kalori kısıtlamasının 1000 kcal/gün ve altına düştüğü diyetlerde saç dökülmesi 1-6 ay içinde
başlayabilmektedir. Diyetin sonlandırılmasıyla saç büyümesi normale döner. Demir eksikliği,
çinko eksikliği ve biotin eksikliği gibi durumlarda saç dökülmeleri erken bulgu olarak
gözlenmektedir. Sonradan oluşan biotin eksikliklerinde yumurta akının fazla tüketilmesi en
önemli nedendir. A vitamini, E vitamini ve selenyumun fazla alınmasında saç dökülmeleri
görülmektedir.
SAÇ DÖKÜLMESİ NE ZAMAN HASTALIKTIR?
Saç dökülmeleri 3 aydan fazladır devam ediyor ve saçları bir tutam halinde çekince her alandan
5 veya daha fazla saç ele geliyorsa saç dökülmesi mevcuttur diyebiliriz. Saçlı deride yuvarlak
boşluklar ve saç ayırma çizgilerinde genişleme varsa ve saçlar seyrelmiş ve hacim olarak azalmış
ise saç dökülmesinden bahsedilebilir..
PROF. DR. BURHAN ENGİN
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Deri ve Zührevi Hastalıkları AD
Ürtiker (kurdeşen), vücudun çeşitli bölgelerinde yerleşen kaşıntılı ve kızarık kabarıklıklarla karakterize bir deri hastalığıdır. İnsanların yaklaşık %20’si yaşamlarında en az bir kez ürtiker atağı geçirmektedir. Altı haftadan kısa süren olgular akut, altı haftayı geçenler kronik spontan ürtiker olarak adlandırılır. Akut ürtiker genellikle gençlerde, kronik ürtiker ise daha çok orta yaşlı kadınlarda görülür. Hastalığın fiziksel etkenlerle tetiklenen solar ürtiker (güneş ışığına bağlı), akuajenik ürtiker (suya bağlı), basınç ürtikeri, soğuk ürtikeri gibi alt tipleri vardır.
ÜRTİKER NEDENLERİ
Ürtiker, mast hücrelerinden histamin adı verilen maddenin salınımı sonucu meydana gelmektedir. Bu durumu bazı ilaçlar, yiyecekler, enfeksiyonlar, böcek sokması, egzersiz, deriye basınç uygulanması, stres gibi faktörler tetikleyebilmektedir. Hastaların çoğunda ise ürtikerin açığa çıkmasına yol açan neden bulunamaz.
ÜRTİKER BELİRTİLERİ
Ürtiker lezyonları, vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan deriden kabarık, kaşıntılı, kızarık ve kaybolma özelliği gösteren plaklardır. Lezyonların büyüklüğü 1-2 mm’den 5-10 cm’e kadar değişebilir. Plaklar birbirleri ile birleşerek büyük, düzensiz görünümde seyredebilirler. Lezyonlar 24-48 saat içerisinde genellikle iz bırakmadan kaybolur. Daha sonra farklı yerlerde yeni lezyonlar oluşabilir. Ürtiker lezyonlarına bazen anjiyoödem adı verilen göz kapaklarında, dudaklarda, dilde şişme de eşlik edebilir.
ÜRTİKER TANISI
Ürtiker tanısı, hastanın öyküsü ve hekimin fizik muayene bulgularına dayanarak konulur. Hastalığı belirleyecek özel bir laboratuvar testi yoktur. Gerekli durumlarda tetikleyici faktörlere yönelik testler yapılabilir.
ÜRTİKER TEDAVİSİ
Ürtiker tedavisinde öncelikle hastalığı tetikleyici ajanlar tespit edilmiş ise bunlardan kaçınılması gerekir. Özellikle ağrı kesiciler, soğuk algınlığı ilaçları, antibiyotikler, alkol, sıkı giysiler, aşırı sıcak veya soğuk bu tetikleyicilerin başlıcalarıdır. Akut ürtikere anjiyoödemin eşlik ettiği durumlarda dilde-boğazda şişme, nefes darlığı gibi belirtiler varsa anafilaktik şok gelişme ihtimaline karşın acilen bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Antihistaminikler: Ürtiker olgularında ilk tedavi seçeneği, antihistaminik ilaçların kullanımıdır. Genellikle günde tek doz olarak kullanılır. Tek doz ile yeterli yanıt sağlanamadığı durumlarda ilaç dozu doktor tarafından arttırılabilir, mevcut ilaç başka bir antihistaminik ile değiştirilebilir veya beraber kullanılabilir. Antihistaminikler birinci kuşak ve ikinci kuşak olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci kuşak antihistaminikler uyku hali yaparlar. Tedavide genel olarak ikinci kuşak ilaçlar tercih edilirken; hastalığın uyku bozukluğuna yol açtığı ya da stresle tetiklendiği olgularda birinci kuşak ilaçlar tercih edilir.
Sistemik Kortikosteroidler: Antihistaminiklere yanıt alınamadığı durumlarda veya hastalığın şiddetli olduğu durumlarda alevlenme dönemini baskılamak için kısa süreli olarak kullanılırlar. Hastalık iyileştikçe ilaç dozu doktor tarafından azaltılarak kesilir. Uzun süreli kullanımda kan şekeri yüksekliği, tansiyon yüksekliği, göz tansiyonu yüksekliği, katarakt gibi yan etkilere neden olabilir.
Siklosporin: Antihistaminiklere yanıt vermeyen hastalarda tercih edilebilecek bir ilaçtır. Yan etkileri nedeniyle belli aralıklarla kan tetkiki ve tansiyon ölçümü yapılmalıdır.
Omalizumab: Son zamanlarda ürtiker tedavisinde kullanılmaya başlanan bu ilaç, yüksek doz antihistaminiklere yanıt vermeyen kronik ürtiker hastalarında iyi bir seçenektir. Temel olarak Fakülte hastanelerinin Dermatoloji Bölümlerinde raporla yazılmaktadır. Aylık enjeksiyonlar şeklinde kullanılır. Hastanın ihtiyacına göre beraberinde antihistaminikler de kullanılabilir. Şu ana kadar belirlenmiş ciddi bir yan etkisi yoktur.
Diğer Tedaviler: Dapson, lökotrien resptör antagonistleri, sülfasalazin, intravenöz immunglobülin gibi ilaçlar ile fototerapi, plazmaferez gibi tedavi yöntemleri dirençli hastalarda kullanılabilir.
ÜRTİKERİN SEYRİ
Ürtikere yol açan faktör belirlenip maruziyet önlendiği takdirde ürtiker ataklarının önüne geçilebilir. Ancak kronik ürtikerde çoğu zaman neden belli değildir ve bu olgular idiyopatik kabul edilir. Kronik spontan ürtiker uzun süreli devam edebilir, bu nedenle hastalığı baskılamak için düzenli tedavi gerekir.
TELİF HAKKI!