DOLAR

47,3794$% 0.14

EURO

53,9466% -0.09

GRAM ALTIN

6.168,06%0,22

ÇEYREK ALTIN

10.099,00%0,17

TAM ALTIN

40.230,00%0,17

ONS

4.052,93%0,08

BİTCOİN

3028814฿%-2

Sabah Vakti a 02:00
Gaziantep AÇIK 25°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
İbrahim Çurka

İbrahim Çurka

21 Temmuz 2026 Salı

Gazetecilik Belgeyle Yapılır, Öfkeyle Değil

Gazetecilik Belgeyle Yapılır, Öfkeyle Değil
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gazetecilik, toplumun haber alma hakkını koruyan, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olan ve gücünü halkın güveninden alan onurlu bir meslektir. Gazetecinin en büyük sermayesi ne yüksek sesidir ne de attığı sansasyonel manşetlerdir. Onun en büyük gücü; doğrulanmış bilgiye ulaşabilmesi, bunu tarafsız bir şekilde kamuoyuna aktarabilmesi ve her koşulda gerçeğin yanında durabilmesidir.

Ne var ki günümüzde bu mesleğin temel ilkelerini hiçe sayan, gazeteciliği kişisel hesaplaşmaların veya siyasi çekişmelerin aracı haline getiren anlayışlarla da karşılaşmaktayız. Özellikle elinde hiçbir somut belge, bilgi veya delil olmadan yalnızca iddialar üzerinden haber yapan, köşe yazılarını ise araştırma ve analiz yerine öfke, kin veya sürekli muhalefet etme refleksiyle kaleme alan bazı isimler, sadece kendi itibarlarını değil, tüm basın camiasının güvenilirliğini de zedelemektedir.

Gazetecilik; “duydum”, “bana söylediler”, “öyle konuşuluyor” gibi ifadeler üzerine kurulamaz. Haber, doğrulanmış bilgiyle yapılır. İddialar araştırılır, belgeler incelenir, olayın bütün taraflarının görüşü alınır ve okuyucuya eksiksiz bir tablo sunulur. Çünkü gazetecinin görevi hüküm vermek değil, gerçeği ortaya çıkarmaktır.

Bugün ne yazık ki bazı yayınlarda bunun tam tersini görmek mümkündür. Önce suçlama yapılmakta, ardından bu suçlamaya uygun gerekçeler aranmaktadır. Oysa etik gazetecilikte yöntem bunun tam tersidir; önce gerçek araştırılır, sonra haber yazılır.

Belgesiz yapılan her haber, yalnızca gazeteciyi değil, kamuoyunu da yanıltır. Çünkü toplum, basına güvenerek fikir oluşturur. Eğer sunulan bilgi eksik, çarpıtılmış veya tamamen varsayımlardan ibaretse, zarar gören yalnızca hedef alınan kişi ya da kurum değil, toplumun doğru bilgi alma hakkıdır.

Bir başka önemli sorun ise eleştirinin amacından uzaklaştırılmasıdır. Elbette gazetecinin görevi gerektiğinde eleştirmek, yanlışları ortaya koymak ve kamu adına denetim yapmaktır. Ancak eleştiri; belgeye, bilgiye ve mantıklı gerekçelere dayanmalıdır. Sadece “karşı çıkmak” adına yapılan muhalefet, gazetecilik değildir.

Son yıllarda maalesef bazı köşe yazılarında, yapılan her hizmeti kötüleme alışkanlığı dikkat çekmektedir. İyi yapılan bir iş dahi görmezden gelinmekte, olumlu gelişmeler dahi olumsuz bir bakış açısıyla sunulmaktadır. Bu durum, gazetecilikten çok ön yargının ve kişisel hesaplaşmanın ürünüdür.

Gerçek gazeteci, doğru yapılanı alkışlamaktan da yanlış yapılanı eleştirmekten de çekinmez. Çünkü onun pusulası kişiler değil, gerçeklerdir. Kişilere göre değişen bir gazetecilik anlayışı, bağımsızlığını çoktan kaybetmiş demektir.

Basın etiğinin temelinde doğruluk, tarafsızlık, kamu yararı, kaynak doğrulaması ve cevap hakkına saygı vardır. Bir kişi veya kurum hakkında iddia ortaya atıldığında, mutlaka karşı tarafın görüşü alınmalı, belge ve deliller incelenmeli, okuyucuya tek taraflı değil, bütün yönleriyle bilgi verilmelidir. Aksi halde yapılan iş gazetecilik değil, algı yönetimi olur.

Gazetecinin kalemi bir silah değil, toplumun vicdanıdır. O kalem; kişisel hesaplaşmaların, siyasi hesapların ya da ekonomik çıkarların aracı haline geldiğinde, yalnızca bir meslek değil, toplumun bilgiye olan güveni de zarar görür.

Unutulmamalıdır ki gazetecilikte itibar; bağırarak değil, doğru çıkarak kazanılır. Attığınız manşetlerin büyüklüğü değil, yıllar sonra bile doğruluğunu koruyabilmesi önemlidir. Sansasyon kısa süre konuşulur; gerçek ise her zaman ayakta kalır.

Toplum artık kimin belgeyle konuştuğunu, kimin iddiayla gündem oluşturmaya çalıştığını ayırt edecek bilinç düzeyine ulaşmıştır. Bu nedenle basının en büyük sorumluluğu; reyting, tıklanma veya kişisel hesaplar uğruna gerçeklerden uzaklaşmamak, kamuoyunu eksiksiz ve doğru bilgilendirmektir.

Çünkü gazetecilik, kişisel öfkenin değil; kamu vicdanının sesidir. Belgeyle desteklenmeyen her iddia, sadece bir söylentidir. Söylentiyi haberleştirmek ise gazetecilik değil, mesleğin itibarına zarar vermektir.

Elinde delil olmadan haber yapan, doğrulamadan suçlayan, araştırmadan hüküm veren ve sadece muhalefet etmek adına kalem oynatan anlayış; hem kamuoyunun doğru bilgi alma hakkını zedelemekte hem de yıllardır emek verilerek oluşturulan gazetecilik mesleğinin saygınlığına zarar vermektedir.

Gerçek gazetecilik; bağımsızlıkla, cesaretle, belgeyle ve vicdanla yapılır. Kalemin değeri, sertliğinde değil; doğruluğundadır.

Dipnot:

“Menfaatiniz bittiğinde başlayan muhalefetiniz, adalete değil; kaybolan çıkarınıza olan sadakatinizi gösterir. Dün sessizliğinizi kiralayanlar, bugün yükselen sesinizi samimiyet sanmasın. Çünkü ilke, şartlara göre değişmez; değişiyorsa adı ilke değil, çıkardır.”

İslahiye Göz TV
Genel Yayın Yönetmeni
İbrahim Çurka

TELİF HAKKI!

islami sohbet - sohbet