44,7674$% 0.05
52,9077€% 0.14
6.939,91%0,69
11.270,00%0,67
44.978,00%0,52
4.829,45%0,81
3350903฿%1.71383
02:00
08 Şubat 2026 Pazar
Petrolün Yeni Jeopolitiği: Savaş, Hürmüz ve Türkiye’nin Kırılgan Direnci ( Prof. Dr. Ayhan Erdem Yazdı )
Saç Dökülmesi -Prof.Dr. Burhan ENGİN yazdı
Hasan BUDAK - Gazetecilik ve Medya Basın Mensubu Olmak
Amanostan Süzülen Anka Kuşu ( İbrahim ÇURKA) İslahiye İçin Yazdı.
İlişkiler Yönetilmezse, Hiçbir Başarı Sürdürülemez. ( Leyla ÖZTÜRK ) Yazdı.
Aziz Milletimiz - Metin Külünk Yazdı
Sevgili okurlar;
Takvimler 14 Şubat’ı gösterdiğinde, bireysel ajandalar kadar kurumsal takvimler de farkında olmadan etkilenir. Sevgililer Günü, ilk bakışta tamamen özel hayata ait bir gün gibi görünse de, aslında ilişkiler yönetimi açısından oldukça öğretici bir metafor sunar. Çünkü ister özel hayatta ister iş yaşamında olsun, sürdürülebilir başarı “ilişkiyi yönetebilme” becerisiyle doğrudan bağlantılıdır.
Günümüz dünyasında ilişkiler, tıpkı projeler gibi yönetilmektedir. Başlangıç heyecanı, beklenti setleri, iletişim sıklığı, geri bildirim mekanizmaları ve kriz anlarında verilen tepkiler… Tüm bu başlıklar, bir ilişkinin kaderini belirlediği kadar bir iş ortaklığının da geleceğini şekillendirir. Sevgililer Günü bu açıdan romantik bir klişeden ziyade, bize şunu hatırlatır: İhmal edilen hiçbir ilişki uzun vadede değer üretmez.
Modern iş hayatında “yoğunluk” en sık kullanılan gerekçedir. Yoğunluk nedeniyle ertelenen bir arama, geçiştirilen bir mesaj ya da ötelenen bir teşekkür, zamanla ilişkilerde görünmez ama maliyetli bir açık yaratır. Tıpkı özel hayatta olduğu gibi, iş dünyasında da sorunlar genellikle büyük hatalardan değil, küçük ihmallerin birikiminden doğar. Sevgililer Günü’nün bu noktadaki sembolik gücü, durup düşünmeye zorlamasındadır: En son ne zaman gerçekten dinledik, ne zaman gerçekten değer verdiğimizi hissettirdik?
Kurumsal açıdan bakıldığında, sadakat kavramı yalnızca müşteri ya da çalışan bağlılığıyla sınırlı değildir. Sadakat, karşılıklı güvenin, tutarlılığın ve öngörülebilirliğin sonucudur. Bu da tek seferlik jestlerle değil, süreklilik arz eden bir yaklaşım ile mümkündür. 14 Şubat’ta alınan bir hediye, yılın geri kalan 364 günündeki ilgisizlikle telafi edilemez. Aynı şekilde, dönemsel motivasyon kampanyaları da günlük yönetim reflekslerinin yerini tutmaz.
Sevgililer Günü’nü anlamlı kılan unsur, romantik söylemler değil; farkındalık yaratma potansiyelidir. İlişkilerin kendiliğinden değil, bilinçli bir emekle ayakta kaldığını hatırlatır. Bu emek bazen bir telefon, bazen zamanında verilen bir geri dönüş, bazen de sadece “buradayım” demektir. En sofistike stratejiler dahi, temel insani bağlar zayıfsa sürdürülebilir olmaz.
Sonuç olarak Sevgililer Günü, yalnızca kalplerin değil, ilişki yönetimi anlayışının da gözden geçirildiği bir gün olabilir. Özel hayatta olduğu gibi iş yaşamında da gerçek değer, gösterişte değil; süreklilikte, samimiyette ve karşılıklı sorumluluk bilincindedir. Takvim yaprakları değişir, kampanyalar biter; ancak iyi yönetilen ilişkiler, her zaman bilanço dışı ama en kritik varlık olarak kalır.
Saygılarımla,
Leyla ÖZTÜRK ( İş İnsanı )
TELİF HAKKI!