47,2128$% 0.04
53,8865€% 0.04
6.199,25%0,21
10.146,00%0,01
40.421,00%0,02
4.082,31%0,12
3127249฿%1.81548
02:00
18 Temmuz 2026 Cumartesi
Akaryakıt ve LPG Sektöründe Yeni Dönem: Mevzuat Değişikliğinin Ötesinde Bir Dönüşüm
PSORİASİS (SEDEF HASTALIĞI) NEDİR? ( Prof. Dr. Burhan ENGİN ) yazdı.
SİZ KİMSİNİZ? - Hasan BUDAK yazdı...
Gazetecilik Belgeyle Yapılır, Öfkeyle Değil
Yaz Herkese Aynı Gelmiyor
NATO ZİRVESİ
Yaz mevsimi denildiğinde akla çoğu zaman deniz, tatil, güneş, sahil ve uzun akşamlar geliyor. Sosyal medyada paylaşılan oteller, tekneler, beach’ler ve tatil rotaları da bu görüntüyü daha da güçlendiriyor. Ancak yaz, herkes için aynı anlamı taşımıyor.
İmkânı olanlar için yaz; şehirden uzaklaşmak, yılın yorgunluğunu atmak, ailesiyle vakit geçirmek ve yeni yerler görmek demek. Ekonomik gücü elverenler, tatil planlarını aylar öncesinden yapabiliyor; ulaşımını, konaklamasını ve harcamalarını hesaplayarak yazın keyfini çıkarabiliyor.
İmkânı olmayanlar içinse yaz, çoğu zaman daha ağır bir mevsime dönüşüyor. Sıcak havalarda çalışmaya devam etmek, artan elektrik ve su giderleriyle mücadele etmek, çocukların tatil beklentilerini karşılayamamak ve günlük hayatı sürdürmeye çalışmak demek. Bir ailenin tatil harcaması, başka bir ailenin birkaç aylık geçim bütçesine denk gelebiliyor.
Asıl mesele, insanların tatile çıkması ya da çıkamaması değildir. Mesele, temel dinlenme ve nefes alma hakkının giderek bir ayrıcalığa dönüşmesidir. İnsan yalnızca çalışmak, fatura ödemek ve ay sonunu getirmek için yaşamamalı. Herkesin, bütçesi ölçüsünde de olsa ailesiyle vakit geçirebileceği, çocuklarına güzel bir yaz hatırası bırakabileceği imkânlara sahip olması gerekir.
Üstelik tatil yalnızca lüks otellerden ibaret değildir. Bir sahil yürüyüşü, ailece yapılan bir piknik, memlekette geçirilen birkaç gün ya da çocuklarla gidilen ücretsiz bir park da tatilin bir parçasıdır. Ancak bugün birçok insan için bunlar bile ulaşım, yiyecek ve günlük harcamalar nedeniyle ciddi bir maliyet haline gelmiş durumda.
Bu nedenle yaz aylarında yalnızca kendi tatilimizi değil, çevremizdeki insanların şartlarını da düşünmeliyiz. Paylaşmayı, destek olmayı ve gösterişten uzak durmayı hatırlamalıyız. Çünkü birinin tatil fotoğrafı, başka birinin çocuğuna veremediği cevabı hatırlatabilir.
Yaz güneşi herkese aynı şekilde doğuyor olabilir; fakat herkes o güneşin altında aynı şartlarda yaşamıyor. Kimi deniz kenarında dinlenirken kimi ağır şartlarda çalışıyor. Kimi çocuğuna yeni yerler gösterirken kimi evladına “Bu yıl da olmadı” demek zorunda kalıyor.
Gerçek toplumsal gelişmişlik, yalnızca bazı insanların ne kadar iyi yaşadığıyla değil, imkânı az olanların da ne kadar insanca yaşayabildiğiyle ölçülür.
Yazın güzelliği, sadece gidilen yerlerde değil; insanların birbirinin hayatını anlamasında, dayanışmasında ve kimseyi geride bırakmamasında saklıdır.
Leyla ÖZTÜRK
İş İnsanı
TELİF HAKKI!