43,6062$% 0.16
51,6027€% 0.37
6.942,61%3,13
11.980,00%0,60
47.772,00%0,56
4.953,43%3,00
2968521฿%3.21712
Dünyadaki gelişmeler, tarihin artık yeni bir safhaya evrildiğini açıkça göstermektedir. Yapay zekâ ve dijital devrim; bu devrimin yönetilme aklı ve sürecinin ortaya çıkardığı tehditler ve fırsatlar, küresel sistemde yaşanan kırılmalar, güç dengelerindeki değişimler ve jeopolitik fay hatları artık gizlenemeyecek ölçüde görünür hâle gelmiştir.
ABD’nin Avrupa’nın hamisi olma rolünü terk etmeye başladığı; Avrupa merkezli eski düzenin ise çok büyük ihtimalle geri dönüşsüz olduğu analizlerin ypksek sesle konuşulduğu ve artık önlenemez bir çöküş sürecine girdiği bu dönemde, yeni güç mücadeleleri sahaya açık biçimde sürülmektedir. Artık dünyayı, tüm devletleri tasfiye ederek yönetmek isteyen “tek dünya devleti” peşinde koşanlar ile buna itiraz eden güçler arasında çok çetin bir mücadele dönemine girilmiştir.
Bu tabloda, Siyonist İsrail’in kehanetçi, teolojik saldırganlığının tamamen pervasız ve yayılmacı bir çizgiye yöneldiği görülmektedir. Bu anlayış artık doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatan topraklarını hedef alan politikalar ve saldırgan güç modelleri üretmekte; özellikle yapay zekâ ve dijital alanlar üzerinden, küresel ölçekte sahip olduğu siyonist şirketler marifetiyle Türkiye’nin siber alanını tamamen kontrol altına almaya odaklanmaktadırlar ve çok büyük tehdit ile karşı karşıyayız Diğer taraftan ise karada karşılaşma şansının olmadığı Türkiye’ye karşı, uydu esaslı ve gökyüzünde elektronik harp üzerinden ciddi hazırlıklar yapılmaktadır.
Bu, Türkiye’ye karşı örtülü ve açık bir savaş hazırlığı yürütülmesi anlamına gelmektedir. Bu gelişmelere paralel olarak; Suriye’nin parçalanması hedefi doğrultusunda, adı “Kürt” olan ancak Kürtlerin varlığını dahi siyonist sosyal mühendislik politikalarına tâbi kılmak isteyen bir paradigma inşa edilmektedir. YPG üzerinden oluşturulan yapı; içerideki bazı aşiretler ve açık biçimde siyonizmin kontrolüne girmiş tarikat görünümlü unsurlarla birlikte, İsrail’in kara ordusuna dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Bu gerçek artık gizlenememektedir.
Bununla eş zamanlı olarak; Terörsüz Türkiye sürecini sabote etmek amacıyla, FETÖCÜ KEMALİZM farklı renklere bürünerek yeniden harekete geçirilmiştir. Ekranlarda kullanılan manipülatif dil, sosyal medyada yayılan yalan haberler ve organize dezenformasyon kampanyalarıyla toplum tahrik edilmektedir. Etki ajanları marifetiyle, sokak röportajları kılıfı altında vatandaş provoke edilmekte; ekonomik sıkıntılar bilinçli biçimde kaosa dönüştürülerek Türkiye’nin “Zelenski sürecine” sürüklenmesi hedeflenmektedir.
Diğer taraftan, Türkiye’yi Rusya ile karşı karşıya getirmek için yeni hamleler devreye sokulmaktadır. Bu noktada, Türkiye’nin millî güvenliğini doğrudan ilgilendiren ve mahremiyet esaslı yürütülen stratejik süreçleri; olmayan bilgiler, yalanlar ve kasıtlı provokasyonlar üzerinden sabote etmeye çalışanlara karşı son derece dikkatli olunmalıdır. Amaç açıktır: Önce Suriye’nin, ardından Türkiye’nin parçalanmasının önünü açmak.
Çünkü İsrail’in en büyük korkusu, Hanif Türk milletidir; Hanif Türk devlet aklı ve pratiğidir. Kısa vadeli hedefleri; Türkiye’yi güçsüz düşürmek, güçsüz düşen Türkiye’yi Anadolu topraklarından silerek Kuzey’in Aslanı’nı ortadan kaldırmaktır. Ama bu asla olmayacaktır. Kaybedeceklerdir.
Unutulmamalıdır ki bu vatan hepimizindir. Bu çatı çökerse, altında herkes kalır. Tarihimiz bize şunu açıkça göstermiştir: Milletimizin en zayıf dönemlerinde, emperyalizmin emrinde hareket eden çıkar çeteleri, sadık Ermeni halkını dahi felakete sürüklemiştir. Ancak Türk milleti o gün boyun eğmemiştir. Bugün mü bu alçaklara teslim olacaktır? Hadi oradan!
Elbette çok akıllı olmak mecburiyetindeyiz. Sosyal medyanın kirletici yüzü üzerinden her gün dedikodu, iftira, tezvirat ve itibar suikastları yürütülmektedir. Bütün bu çabanın ortak noktası; Silivri’de yargılanan bir figür üzerinden toplumu kışkırtmak, 1919 Paris Barış Konferansı’nda eksik kaldığını düşündükleri hesapları tamamlamaktır. İsrail’in kontrolünde bir terör devleti inşası, bu planların merkezindedir.
Buradan açıkça sesleniyoruz: Cumhur İttifakı’na ve Sayın Cumhurbaşkanımıza duyulan kin ve öfke, bu toprakların parçalanmasına razı olacak kadar gözlerinizi mi kör etti? Yoksa neye alet edildiğinizin farkında değil misiniz?
Ben, hiçbir Cumhuriyet Halk Partili ya da başka bir partiye mensup vatandaşımızın, bu ülkenin parçalanmasına “evet” diyeceğine inanmıyorum. Kızgın olabilirsiniz; eleştirebilirsiniz. Bunların hepsine saygı duyarım. Ancak unutulmamalıdır ki bu vatan parçalandığında, gidecek başka bir yurdumuz yoktur. Bu milleti bu topraklardan ya tasfiye ederler ya da “arabanıza binin ve burayı terk edin” derler. Peki soruyorum: Gidecek yerimiz var mı?
Aziz milletimiz; İçeride sokak çatışmaları dâhil her türlü kaosu derinleştirmeye, yurt dışındaki Türkler üzerinde baskı kurmaya kadar uzanan bir gözü dönmüşlükle karşı karşıyayız. Çünkü Amerika, Avrupa’yı fiilen terk etmiştir.
Avrupa ise İkinci Dünya Savaşı sonrası elde ettiği ekonomik üstünlüğü kaybetme korkusuyla yaşamaktadır. Putin korkusuyla yaşıyorlar. Varsın yaşasınlar. Zelenski üzerinden Putin’i durdurabileceklerini zannettiler. Oysa artık görüyorlar ki sınırlar bir kez daha Doğu Berlin’e kadar yaklaşmaktadır. Bu nedenle İngiltere ile birlikte eski ittifaklarını can havliyle ayakta tutmaya çalışıyorlar. Ancak nafile…
Ne yazık ki siyasetin içinde, medyada ve bazı sivil toplum kuruluşlarında; dindar görünümlü çevreler ile sözde kanaat önderleri aracılığıyla, Erdoğan sonrası Türkiye için açık hazırlıklar yapılmaktadır. Sosyal medya üzerinden kaçlıklı mücadele başlatmış görüntüsü açıkçası milletimiz tarafından asla doğru bulunmamaktadır Ve milletimizin enerjisi üzülerek ifade ediyorum ki yanlış noktalara sevk edilmektedir.
Sayın Cumhurbaşkanımız görevinin başında ve bu kararı 2023 seçimlerinde milletimiz sandıkta verdi. Tartışılması gereken konuşulması gereken esas konular üzerinde birlik ve beraberliğimizin sağlanması gereken esaslar ne ise gölgede bırakılmak isteniyor; •Misak-ı Millî sınırlarımız içindeki varlığımızın korunması ve sosyolojik olarak parçalanmışlık görüntüsünün ortadan kaldırılmasına yönelik yeni bir siyaset dilinin üretilmesi gerekiyor
•Türkiye’nin merkez güç rolünün pekiştirilmesi ve son derece stratejik adımlar atılırken bu adımların milletimizle buluşturulması noktasındaki iletişim dilinin kökten gözden geçirilip yenilenmesi ve de sokağın sosyal medya üzerinden algılara yalanlara iftiralara itibar suikastlarını kurban edilmesine izin verilmeyecek yeni bir iletişim diline ihtiyaç var •PKK, DEAŞ, FETÖ ve benzeri yapıların tamamen tasfiye edilmesi, devletin kadroları içine sızdırılmış özellikle kritik yerlerde toplumun bütün kesimler arasında bir anda ayrışmaya ve çatışmaya sebep olacak her kararın arkasında bir FETÖ şüphesini aramak mecburiyetindeyiz •Yapay zekâ ve dijital devrimin millî çıkarlar doğrultusunda yönetilmesi, özellikle siyonist İsrail’in ve Çin’in teknolojik olarak yapay zeka ve dijital üzerinden neler yaptığını ve yaptıklarının bu anlamda siyonist politikalar ve Çin üzerinden yapılmak istenenlerin neler olabileceğini görerek Türkiye’nin milli güvenlik odaklı yaklaşımları geliştirmesine siyaset odaklanmalıdır .
Kadın ve erkek cinsiyetinin karşı karşıya kaldığı saldırıların tasfiye edilmesi milletimizin ve devletimizin çekirdeği olan ailenin karşı karşıya kaldığı saldırıların tasfiye edilmesi ve sosyolojik çürümenin ortadan kaldırılmasına yönelik atılması gereken adımların geciktirilmemesi Ülkemizin içinden geçtiği ekonomik zorlukların çok önemli ölçüde yükünü çeken %80 toplumumuzun üzerindeki ekonomik yüklerin hafifletilmesi ve bir an evvel piyasalardaki daralmanın ortadan kaldırılmasına yönelik acil tedbirlerle sokağa güven verilmesi gerekmektedir bunun konuşulması hayati bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Ancak açıkça görülmektedir ki içeride ciddi toplumsal olaylara dönük organize hazırlıklar vardır. Gezi kalkışmasından bu yana yaşanan tüm süreçler; dışarıdan yönlendirilen, içeride ise Tanzimat’tan bu yana devşirilmiş kadrolar eliyle yürütülen operasyonlardır. Türkiye’de ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra semboller üzerinden yüzünü gördüğümüz faili meçhul cinayetler Alevi Sünni çatışması zemini hazırlamak,(Maraş olayları,Sivas olayları,Çorum olayları ) Türk Kürt çatışması zemini hazırlamak siyonist İsrail’in politikalarına itiraz eden kalem sahiplerinin faili meçhullere kurban (Uğur Mumcu Muammer Aksoy,Bahriye Üçok cinayetleri)edilişinin ve darbelerin akıl merkezi ve uygulama üssü GLADYO anlaşılmadan olup bitenler anlaşılamaz.
Bunlar; Türkiye’nin sermayesini kontrol eden, kalkınmayı sabote eden, gazete köşelerinde Sevr artığı planların sözcülüğünü yapan, Türkiye’yi parçalamayı hedefleyen küresel akıllara hizmet eden unsurlardır. Bugün özellikle; •Atatürkçülük maskesi altındaki FETÖ hesapları, •Sol söylem ardına gizlenmiş FETÖ uzantıları, •Sürekli kriz dili üreterek toplumsal öfkeyi körükleyen kalemler, •İş adamı görünümü altında Sevr hattına çalışan yapılar yüksek bir hareketlilik içindedir.
Evet, toplumun önemli bir kesimi ekonomik zorluklar yaşamaktadır. Evet, bu sorunlar mutlaka çözülmelidir. Ancak asıl soruyu sormak zorundayız: Ankara’ya sıkıştırılmış, Anadolu’dan Müslüman Türk kimliği silinmiş, parçalanmış bir vatan, çökmüş bir devlet, yok edilmiş bir millet mi istiyoruz? Bu soru, bugün hepimizin vicdanına yöneltilmiş tarihî bir sorudur.
Turuncu Otobüsler Yollara Çıktı… Peki Yollar Hazır mı?
1
Vefat ve Baş Sağlığı Sofi Veli Göğebakan
2
Diyarbakır’daki Cinayet Şüphelisi, İslahiye’de Yakalandı
3
İslahiye’de SYDV Mütevelli Heyeti Seçimi Yapıldı
4
İslahiye Devlet Hastanesi’nde Bir İlk: Kapalı Yöntemle Sarkma Ameliyatı Başarıyla Yapıldı
5
İslahiye Küçük Sanayi Sitesi’nde Mobilya Atölyesinde Yangın