47,3794$% 0.14
53,9466€% -0.09
6.168,06%0,22
10.109,00%0,27
40.271,00%0,27
4.052,93%0,08
3036606฿%0.3
02:00
Sevgili okurlar;
Her mesleğin bir ağırlığı vardır.
Her makamın bir sorumluluğu…
Ve her kimliğin taşıması gereken bir duruş…
Toplum, insanların ne söylediğinden çok, söylediği ile yaşadığı arasındaki tutarlılığa bakar. Çünkü güven; sözle değil, istikrarla kazanılır.
Son zamanlarda İslahiye’de dikkat çeken bir tablo var.
Bazı insanlar aynı anda birden fazla kimlikle toplumun karşısına çıkıyor. Bir yandan esnaflık yapıyor, bir yandan bir siyasi partinin ilçe başkanlığını yürütüyor, diğer yandan da gazetecilik iddiasıyla haber sitelerinde ya da sosyal medya platformlarında kamuoyunu yönlendirmeye çalışıyor.
İşte tam da burada durup düşünmek gerekiyor.
Gazetecilik, tarafsızlığını koruyabildiği sürece saygın bir meslektir.
Siyaset ise taraf olmanın, bir görüşü savunmanın ve temsil etmenin adıdır.
Bu iki kimlik, doğası gereği birbirinden farklıdır. Birinde herkese eşit mesafede durmanız beklenir; diğerinde ise temsil ettiğiniz siyasi anlayışın yanında olmanız doğaldır.
Sorun da tam burada başlıyor.
Siyasi kimliğinizle yaptığınız açıklamaları gazetecilik kisvesi altında sunarsanız, insanlar haberin doğruluğunu değil, niyetini sorgulamaya başlar.
Yaptığınız her haberin altında şu soru oluşur:
“Bu haber gerçekten kamu yararı için mi yapıldı, yoksa siyasi bir bakış açısıyla mı hazırlandı?”
Bir gazeteci için bundan daha ağır bir soru olabilir mi?
İslahiye gibi küçük ilçelerde tarafsızlık, büyük şehirlerden çok daha değerlidir. Çünkü burada insanlar sadece yazılanı değil, yazanı da tanır. Kimin hangi masada oturduğunu, kimin hangi siyasi görüşü savunduğunu, kimin hangi ilişkiler içinde olduğunu bilir.
Bu nedenle güven inşa etmek yıllar alırken, kaybetmek birkaç paylaşım kadar kolaydır.
Bir başka dikkat çeken konu ise sürekli görünür olma çabasıdır.
Sosyal medyanın sunduğu geçici popülerlik, bazı insanlara kendilerini olduğundan daha büyük gösterme isteği veriyor. Her tartışmada söz söylemek, her olayda taraf olmak, her gün gündemde kalmaya çalışmak artık bir başarı ölçüsü gibi görülüyor.
Oysa gündem olmak ile saygın olmak aynı şey değildir.
Çok konuşan değil, doğru konuşan hatırlanır.
Çok paylaşan değil, güven veren takip edilir.
İnsanları etkileyen; attığı manşetler değil, ortaya koyduğu karakterdir.
Kimse aynı anda herkesi temsil edemez.
Hem siyasi bir partinin ilçe başkanı olup hem gazetecilikte tarafsız olduğunuzu iddia etmek, toplumun aklında soru işaretleri oluşturur. Çünkü siyaset tercih ister, gazetecilik ise mesafe.
İkisini birbirine karıştırdığınızda ne siyaset sağlıklı yürür ne de gazetecilik güven verir.
Elbette herkesin farklı meslekleri olabilir. Esnaflık yapılabilir, siyaset yapılabilir. Buna kimsenin itirazı yoktur.
Ancak gazetecilik, diğer bütün kimliklerin üzerinde bir etik sorumluluk taşır.
Kaleminizi siyasi kimliğiniz yönlendiriyorsa, artık gazetecilikten değil, propaganda faaliyetinden söz edilir.
Toplumun beklentisi çok basit aslında.
Kimsenin neyi savunduğuyla değil, hangi kimlikle konuştuğunu bilmek istiyor.
Çünkü insanın birçok işi olabilir ama tek bir duruşu olmalıdır.
Sürekli değişen kimlikler, sürekli değişen söylemler ve bulunduğu ortama göre değişen tavırlar güven oluşturmaz.
Bu anlamda …
Bugün sosyal medyada birkaç saat konuşulabilirsiniz.
Birkaç paylaşımınız yüzlerce beğeni alabilir.
Kendinizi önemli de hissedebilirsiniz.
Ama bunların hiçbiri kalıcı değildir.
Kalıcı olan tek şey; insanların sizin hakkınızda söylediği şu cümledir:
“Bu insanın duruşu vardı.”
İşte asıl itibar da, asıl gazetecilik de, asıl temsil de burada başlar.
Çünkü insanın birçok sıfatı olabilir.
Ama tek bir karakteri, tek bir duruşu ve tek bir kimliği olmalıdır.
Saygılarımla..
TİNGADER (Tüm İnternet Gazeteciliği ve Gazeteciler Derneği)
Genel Başkan Yrd.
Genel Sekreter
TİNGADER Türkiye Dergisi
Yazı İşleri Müdürü
Aktürk Haber
Genel Yayın Yönetmeni
Göz TV
İmtiyaz Sahibi
İstanbul Gündem
Genel Yayın Yönetmen Yrd.
Hasan BUDAK…
6 Şubat’ın Acısı Siyasetin Değil, İnsanlığın Acısıdır.
TELİF HAKKI!