48,5984$%0,16
56,4359€%-0,09
6.789,79%0,79
11.081,00%0,66
44.167,00%0,66
4.341,06%0,54
3753322฿%-0.87873
02:00
“Akaryakıtta kalkan kalktı; motorinde tarihi fiyat artışı pompaya geliyor”
4 Eylül 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere motorinin litre fiyatında 7,76 TL, benzinde ise yaklaşık 2,47 TL artışın pompa satış fiyatlarına yansıması bekleniyor.
Özellikle motorindeki 7,76 TL’lik artış, tek seferde gerçekleşen en yüksek fiyat artışlarından değil, mevcut haber akışına göre tüm zamanların en yüksek tek seferlik motorin artışı olarak değerlendiriliyor.
Burada yaşanan gelişmeyi yalnızca “akaryakıta zam” olarak okumak eksik olur.
Türkiye, 1 Ocak 2005’ten bu yana akaryakıtta serbest fiyatlandırma sistemini uyguluyor. Fiyatların temelinde Akdeniz-İtalya piyasasında oluşan CIF Akdeniz ürün fiyatları ile dolar/TL kuru bulunuyor. Buna ÖTV, EPDK gelir payı, KDV ve dağıtım-perakende unsurları eklenerek pompa fiyatına ulaşılıyor. OPET’in kamuya açık fiyatlandırma açıklamasında da mekanizma açık biçimde bu şekilde tanımlanıyor.
Basitleştirirsek:
CIF Akdeniz ürün fiyatı × dolar kuru → gümrüksüz rafineri fiyatı
Gümrüksüz rafineri fiyatı + ÖTV + EPDK payı → KDV hariç rafineri satış fiyatı
Bunun üzerine KDV ve dağıtım-perakende unsurları eklenerek tüketicinin karşılaştığı pompa fiyatı oluşuyor.
Nitekim 4 Eylül’de yürürlüğe girecek Tüpraş fiyat listesinde İzmit/İzmir rafinerileri için motorinin gümrüksüz rafineri fiyatı 61.063,36 TL/m³, 95 oktan benzinin ise 48.373,55 TL/m³ seviyesinde bulunuyor. Motorinde 3.000 TL/m³ ÖTV ve gelir payıyla KDV dahil rafineri satış fiyatı 76.930,85 TL/m³ seviyesine ulaşıyor.
Asıl kırılma eşel mobil sisteminde
Mart ayında İran savaşı ve uluslararası enerji fiyatlarında yaşanan olağanüstü yükseliş karşısında Türkiye yeniden eşel mobil sistemini devreye sokmuştu. Sistem, uluslararası piyasalardan kaynaklanan fiyat artışlarının bir bölümünün ÖTV’den feragat edilerek tüketiciye yansımasını engelliyordu.
Daha sonra 3 Temmuz tarihli düzenlemeyle sistemden kademeli çıkış kararı alındı. Ağustos-Eylül döneminde benzin ve LPG’de rafineri fiyat artışlarının yalnızca %25’inin ÖTV indirimiyle karşılanması, 1 Ekim’den itibaren ise sistemin tamamen sona ermesi kararlaştırıldı.
Motorinde ise farklı bir yol izlendi.
13 Ağustos tarihli Cumhurbaşkanı Kararıyla motorin eşel mobil sisteminden çıkarıldı. Motorin ÖTV’si 13–31 Ağustos arasında sıfır, 1 Eylül’den itibaren 3 TL/litre, ekimde 6 TL, kasımda 9 TL, aralıkta 12 TL ve 1 Ocak 2027’den itibaren 13,9006 TL olarak belirlendi.
Dolayısıyla bugün karşılaştığımız tablo önemli:
Motorin artık uluslararası ürün fiyatlarındaki yükselişe karşı eşel mobil korumasına sahip değil.
Neden motorin 7,76 TL, benzin 2,47 TL?
Buradaki fark sistemin nasıl çalıştığını çok net gösteriyor.
Uluslararası piyasalardaki gelişmeler sonucunda benzin için yaklaşık 3,29 TL/litre fiyat artışı ihtiyacı oluştu. Ancak benzin hâlâ eşel mobil sisteminin geçiş döneminde bulunduğu için bunun yaklaşık dörtte biri ÖTV’den karşılanıyor ve yaklaşık 2,47 TL’si pompaya yansıyor.
Motorinde ise eşel mobil koruması kaldırıldığı için hesaplanan yaklaşık 7,76 TL/litrelik artışın tamamının pompaya yansıması gündeme geliyor.
Bu, iki ürün arasındaki farkı açıklayan en önemli nokta.
Neden bu kadar büyük bir artış oluştu?
Sorunun merkezinde yalnızca Brent petrol fiyatı yok.
Akaryakıt fiyatlarını değerlendirirken kamuoyunun sık yaptığı hatalardan biri sadece Brent petrolün varil fiyatına bakmaktır. Oysa Türkiye’deki benzin ve motorin fiyatlamasında esas alınan unsur, uluslararası piyasalardaki rafine ürün fiyatlarıdır.
Son jeopolitik gerilimle birlikte Brent 95–96 dolar bandına kadar yükselirken, uluslararası piyasada motorinin ton fiyatı yaklaşık 1.257 dolardan 1.459 dolara kadar çıktı; ardından 1.410 dolar civarına geriledi.
Dolayısıyla bugün motorinde gördüğümüz olağanüstü artışın arkasında üçlü bir mekanizma bulunuyor:
jeopolitik risk ,uluslararası motorin ürün fiyatındaki sert yükseliş ,eşel mobil korumasının motorinde kaldırılması.
Bu üç unsur aynı anda birleştiğinde, uluslararası piyasadaki şok doğrudan Türkiye’deki pompa fiyatına taşınıyor.
“Motorin zammı sadece araç sahiplerinin meselesi değildir”
Motorindeki 7,76 TL’lik tek seferlik artışın ekonomik etkisini yalnızca otomobil kullanıcılarının ödeyeceği ilave yakıt bedeli üzerinden değerlendirmek doğru olmaz.
Motorin Türkiye’de karayolu taşımacılığının, lojistiğin, tarımın, sanayinin ve dağıtım sisteminin temel girdilerinden biridir. Bu nedenle motorin fiyatındaki bu büyüklükte bir hareket; nakliye maliyetlerinden gıda fiyatlarına, tarımsal üretimden sanayi maliyetlerine kadar geniş bir alana yayılabilecek ikincil fiyat etkileri yaratabilir.
Bu nedenle asıl izlenmesi gereken yalnızca yarın istasyon tabelalarında görülecek rakam değildir.
Asıl mesele, 7,76 TL’lik artışın önümüzdeki haftalarda üretim, taşıma ve tüketici fiyatlarına ne ölçüde geçeceğidir.
Önümüzdeki dönem daha önemli
Türkiye açısından kritik tarih şimdi 1 Ekim 2026.
Çünkü mevcut takvime göre benzin ve LPG’de devam eden eşel mobil mekanizması da bu tarihte sona erecek ve Türkiye akaryakıt piyasası yeniden uluslararası ürün fiyatları ile döviz kurundaki hareketlerin çok daha doğrudan yansıyacağı fiyatlama dönemine geçecek.
Dolayısıyla 4 Eylül’deki artışı yalnızca bugünün zammı olarak değil, Türkiye’nin akaryakıt fiyatlandırmasında yeni dönemin güçlü bir işareti olarak okumak gerekir.
“Motorindeki 7,76 TL’lik artış bize bir kez daha gösteriyor ki Türkiye açısından enerji güvenliği artık yalnızca petrolü bulabilme veya ithal edebilme meselesi değildir. Enerji güvenliği aynı zamanda uluslararası fiyat şoklarının üreticiye, tüketiciye ve enflasyona ne ölçüde yansıtılabileceğini yönetebilme meselesidir.”
Prof. Dr. Ayhan ERDEM
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi
Enerji ve Petrol Piyasaları Uzmanı
Yusuf Karataş Vefat Etti
TELİF HAKKI!