49,6446$%0,09
55,6013€%-0,20
6.382,86%-0,65
10.538,00%-0,17
42.003,00%-0,18
3.993,81%-0,76
4040854฿%0.29234
02:00
Akaryakıt Fiyatlarının Görünmeyen Ekonomisi
Prof. Dr. Ayhan Erdem
Enerji ve Petrol Piyasaları Uzmanı
Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi
Türkiye’de akaryakıt fiyatları artık yalnızca otomobil sahiplerinin değil, ekonominin bütün kesimlerinin ortak meselesi hâline geldi. Benzine gelen her indirim sevinçle karşılanırken motorin fiyatlarındaki yüksek seyir, üretimden ulaştırmaya, tarımdan gıdaya kadar geniş bir alanda maliyet baskısı oluşturmaya devam ediyor.
Ekim ayının son günlerinde karşı karşıya olduğumuz tablo oldukça dikkat çekici.
22 Ekim itibarıyla benzine bir hafta içerisinde toplam 7,65 liralık indirim yapılırken motorin fiyatlarında aynı ölçüde bir gerileme yaşanmadı. 23 Ekim’de İstanbul’da benzinin litre fiyatı yaklaşık 76 lira, motorinin fiyatı ise 97 lira seviyesinde bulunuyor. İki ürün arasındaki fark 20 lirayı aşmış durumda.
Üstelik aynı günlerde Brent petrolün varil fiyatı yeniden 114 dolar seviyesine yaklaşarak küresel enerji piyasalarında risklerin devam ettiğini gösteriyor.
Peki, aynı ham petrolden üretilen benzin ile motorin neden birbirinden bu kadar farklı fiyatlanıyor? Petrol fiyatları gerilediğinde indirimler neden her ürüne aynı ölçüde yansımıyor?
Bu soruların cevabı, Türkiye’deki akaryakıt fiyatlandırma sisteminin yanı sıra uluslararası petrol ve rafineri ürünleri piyasalarının işleyişinde yatıyor.
Öncelikle önemli bir ayrımı ortaya koymak gerekiyor: Ham petrol fiyatı ile rafineriden çıkan akaryakıt ürününün fiyatı aynı değildir.
Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının oluşumunda uluslararası ürün piyasalarındaki fiyatlar, döviz kuru, rafineri ve dağıtım maliyetleri, bayi marjları ile vergiler birlikte belirleyici oluyor.
Akdeniz piyasasındaki benzin ve motorin fiyatları bu noktada özel önem taşıyor. CIF MED olarak ifade edilen Akdeniz teslim fiyatları, uluslararası ürün piyasalarının izlenmesinde önemli referanslardan biri. Ancak nihai fiyatlandırmada ilgili ürünün referans kotasyonları, kur hareketleri ve mevzuat çerçevesindeki diğer bileşenler birlikte değerlendiriliyor.
Buradaki kritik ayrıntı şu: Benzin ve motorin, aynı ham petrolden elde edilseler bile uluslararası piyasalarda ayrı ürünler olarak işlem görüyor.
Motorin fiyatını belirleyen temel unsurlardan biri, orta distilat ürünlerine yönelik küresel talep ile rafinerilerin bu talebi karşılayabilme kapasitesi.
Motorin yalnızca karayolu taşımacılığında kullanılmıyor. Tarım makineleri, ağır ticari araçlar, lojistik faaliyetleri ve çeşitli sanayi uygulamaları bakımından da stratejik bir enerji girdisi niteliğinde.
Özellikle savaş ve jeopolitik gerilim dönemlerinde rafineri faaliyetlerinin aksaması, ürün ticaretinin yön değiştirmesi ve taşımacılık maliyetlerinin yükselmesi, motorin fiyatlarını ham petrol fiyatlarından farklı bir yönde hareket ettirebiliyor.
Bu nedenle Brent petrolün düşmesi, motorinin de aynı oranda ucuzlayacağı anlamına gelmiyor.
Asıl mesele, motorinin yalnızca bir yakıt değil, ekonominin maliyet taşıyıcısı olmasıdır.
Bir nakliye şirketinin yakıt gideri arttığında bu maliyet taşınan ürünlere yansıyabiliyor. Tarımsal üretimde motorin pahalandığında çiftçinin maliyeti yükseliyor. Gıda ürünlerinin tarladan depoya, depodan markete ulaşması sırasında oluşan taşımacılık giderleri de nihai fiyat üzerinde baskı yaratıyor.
Dolayısıyla motorin fiyatlarındaki artış, yalnızca araç sahiplerinin değil, tüketicilerin tamamının satın alma gücünü etkileyebiliyor.
Burada enflasyon açısından da önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin tüketici fiyatları üzerindeki doğrudan etkisi ile üretim ve taşımacılık maliyetleri üzerinden ortaya çıkan dolaylı etkisi birbirinden farklıdır. Dolaylı etkinin büyüklüğü, işletmelerin maliyet artışını fiyatlarına ne ölçüde yansıtabildiğine bağlıdır.
Bu nedenle motorin fiyatları, enflasyonla mücadelede yakından izlenmesi gereken önemli göstergelerden biridir.
Bir diğer önemli konu ise döviz kuru ve vergi yapısıdır.
Uluslararası piyasalarda dolar üzerinden fiyatlanan petrol ürünleri, Türkiye’de Türk lirası üzerinden satılıyor. Dolayısıyla küresel ürün fiyatı gerilese bile dolar kurunun yükselmesi, beklenen indirimin bir bölümünü ortadan kaldırabiliyor.
ÖTV ve KDV de nihai pompa fiyatının önemli bileşenlerini oluşturuyor. Özellikle maktu ÖTV tutarları, uluslararası petrol fiyatlarından bağımsız bir maliyet unsuru olarak fiyatın içerisinde yer alıyor.
Ancak bütün fiyat hareketlerini yalnızca vergilerle açıklamak da doğru değil. Ürün fiyatı, kur, vergi ve dağıtım bileşenlerini ayrı ayrı değerlendirmeden yapılan yorumlar, kamuoyunda yanlış beklentiler oluşturabiliyor.
Peki, önümüzdeki dönemde ne beklemeliyiz?
Benim değerlendirmeme göre akaryakıt piyasasında üç temel gösterge belirleyici olacak: Akdeniz piyasasındaki işlenmiş ürün fiyatları, dolar/TL kuru ve Ortadoğu kaynaklı arz ile taşımacılık riskleri.
Uluslararası petrol fiyatlarında kalıcı bir gerileme yaşanması ve rafineri ürün marjlarının normalleşmesi hâlinde pompa fiyatları üzerindeki baskı hafifleyebilir. Ancak jeopolitik gerilimlerin sürmesi, motorin piyasasında arz sıkışıklığı yaşanması veya döviz kurunun yükselmesi durumunda indirimlerin sınırlı kalması mümkündür.
Türkiye’nin bu süreçte yalnızca günlük akaryakıt fiyatlarını değil, enerji maliyetlerinin üretim ve enflasyon üzerindeki etkilerini de yönetmesi gerekiyor.
Lojistik verimliliğinin artırılması, demiryolu taşımacılığının geliştirilmesi, enerji tüketiminde tasarruf sağlayan teknolojilerin yaygınlaştırılması ve üretim sektörlerinin enerji maliyetlerine karşı dayanıklılığının güçlendirilmesi, uzun vadede önem taşıyor.
Çünkü enerji fiyatları artık yalnızca enerji politikasının değil, ekonomik istikrarın ve rekabet gücünün de temel unsurlarından biri.
Sonuç olarak Türkiye’de akaryakıt fiyatlarını değerlendirirken yalnızca benzin istasyonlarındaki tabelalara bakmak yeterli değil. O tabelaların arkasında uluslararası petrol ticareti, rafineri ekonomisi, döviz kuru, vergi politikaları ve küresel jeopolitik gelişmeler bulunuyor.
Benzinin fiyatı sürücünün cebini, motorinin fiyatı ise ekonominin tamamını ilgilendiriyor.
Ve unutulmamalıdır ki motorinin gerçek maliyeti yalnızca akaryakıt istasyonunda değil; nakliye faturasında, üretim maliyetinde, market rafında ve nihayetinde vatandaşın sofrasında da karşımıza çıkıyor.
HIZLI HABER GİRMEK DEĞİL, DOĞRU BİLGİ DOĞRU HABER
TELİF HAKKI!